KASIM AYI ÖNEMLİ HUKUKİ GELİŞMELER

  • Kira artış oranı %37,15 (tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
  • Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi yayınlanmıştır. Tüzel kişilerin sözleşmeli avukatlarına ödeyeceği aylık avukatlık ücreti 33.000-TL olarak belirlenmiştir.
  • Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre, İçişleri Bakanlığınca hazırlanan yönetmeliğin, “Sürücülerin veya yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti” başlıklı 150. maddesinde değişikliğe gidildi.Bu kapsamda, motosiklet sürücüleri ve yolcularının TS EN 13594 standardına uygun koruyucu eldiven takmaları zorunlu olacak. Ayrıca, 1 Ocak 2001’den sonra üretilen ve “ATV” olarak tabir edilen 4 tekerlekli T3 kategorisindeki traktörlerin sürücülerinin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların da koruma başlığı takmaları gerekecek.
  • Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 585), 27/11/2025 Tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.Tebliğ uyarınca yeniden değerleme oranı 2025 yılı için % 25,49 olarak tespit edilmiştir.

EMSAL YARGI KARARLARI

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2023/2104 E., 2023/2854 K. sayılı ve 20.09.2023 tarihli kararı; Konkordato sürecinde borçlunun teklif ettiği konkordato projesi ile borçlunun kaynakları uyumlu olmalıdır.

“Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Borçlunun borcun belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu söz konusu olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır.

Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği karma konkordato şeklinde olabilir.

İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca borçlunun teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile uyumlu olması gereklidir.

Uyuşmazlık, konkordato geçici mühleti verilmesi ve akabinde davacıların konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. 09.11.2021 tarihli konkordato komiser heyeti ek raporunda; davacı borçlu şirketin ağırlıklı olarak ihracat yapan şirket olduğu, kapasitesinin %87 sini ihracata tahsis ettiği, 2019 yılında net satışların %65’i, 2020 yılında ise %74’ü yurt dışı satışı olduğu, gelirlerinin döviz cinsinden olduğu, belirtilmiştir. Davacı şirketin ağırlıklı olarak ihracat yapan şirket olması, borca batık olmaması, gelirinin döviz olmasına rağmen konkordatoya tabi alacaklarının uzun vadede TL cinsinden ödeyecek olması konkordatoya tabi borçlarının geçici ve kesin müddetten yararlanmış olmasına rağmen 6 ay ödemesiz dönemden sonra, az oranla başlayıp artan oranlarda ve uzun sayılabilecek 4 yılda faizsiz ödenecek olması dikkate alındığında İİK’nın 305/1-b maddesinde ifade edilen teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartını sağlamamaktadır. Kabule göre de; mahkemece tasdik edilen konkordato projesinin ödeme planı ve taksitlerinin niceliği itibariyle karmaşık olması konkordatonun genel ilkelerine, İİK 306/1 maddesine aykırı olduğu gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca infazı kabil bir karar da değildir. Açıklanan nedenlerle davacı şirketin konkordato talebinin reddi gerekir.”

  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4400 E., 2025/696 K sayılı ve 24.02.2025 tarihli kararı; TBK’nın 180/2′ nci maddesi gereğince, alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmek koşuluyla bu zararını da isteyebilir.

 “Asıl dava yönünden, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince, alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmek koşuluyla bu zararını da isteyebilir. Bu durumda, cezayı aşan zarar yönünden kira kaybı açısından değerlendirme yapılmalı, hesaplama yapılırken de karşı davada alacak miktarının hesaplanmasında dikkate alınan sözleşme dışı imalatların sözleşme süresine etkisi değerlendirilmeli, teslimi gereken süre belirlenmeli ve belirlenen bu tarihten dava tarihine kadar kira kaybı hesaplattırılarak cezayı aşan zarar talebi hakkında hüküm kurulması gerekir. Bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve yazılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Karşı dava yönünden ise; iskân izninin dava tarihinden sonra alınmasıyla teminat bonosu hükümsüz kaldığından bu teminat bonosunun da iadesine karar verilmesi gerektiğinden bu hususun göz ardı edilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.”

BİLGİ NOTLARI

  • Hangi Durumda Cumartesi Günü Yıllık İzin Süresinden Sayılmaz?

İş kanununa göre yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz Dolayısıyla, bu yasal tatil günleri, işçinin hak kazandığı yıllık ücretli izin süresine eklenmelidir.

Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin, işçinin Kanunda ön görülen yıllık ücretli izin sürelerine sayılması yolundaki sözleşmeler de geçersiz sayılır. Nitekim Yargıtay’ın konuyla ilgili kararına göre, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin yıllık izinleri düzenleyen 13 üncü madde hükmünde “yıllık ücretli izin sürelerinin içine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri izin süresine dahildir” şeklinde hüküm bulunmakta ise de bu hüküm 4857 sayılı İş Kanunun 55 ve 56 ncı madde hükümlerine aykırıdır. Kanuna aykırı ol­ması nedeni ile toplu iş sözleşmesindeki bu hüküm dikkate alınmadan yapı­lan hesaplamaya itibar edilmesi gerekirken yazılı şekilde toplu iş sözleşmesindeki hükme itibar edilerek alacağın belirlenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”.

Diğer taraftan, uygulamada çalışılmayan cumartesi günlerinin hafta tatili gibi kabul edilerek yıllık izin süresine dahil edilip edilmeyeceği hususu tartışma konusu olmuştur. Esasında, kural olarak cumartesi günü işgünüdür. Yani işçi çalışmadığı takdirde, akdi tatil günü olan cumartesi günleri, yıllık izin süresine ilişkin hesaplamada hafta tatili olarak değerlendirilemez. Ancak, taraflarca iş sözleşmesinde cumartesi gününün açıkça hafta tatili olduğu kararlaştırılmışsa, İş Kanunu’nun 56/5 inci maddesi uyarınca, cumartesi günü de hafta ve genel tatil günleri gibi yıllık izin süresinden sayılmaz.

Yargıtay Hukuk Dairelerinin birleşmesinden sonra alınan ilke kararına göre: “Bireysel veya toplu iş sözleşmeleriyle cumartesi ve pazar günleri hafta tatili günü olarak belirlenmişse, İş Kanunu’nun 56/5. maddesi gereği her iki gün yıllık izin sürelerinden sayılmaz. Başka bir anlatımla yıllık izin kullanma dönemi içindeki cumartesi ve pazar günleri kullanılan izin süresinden düşülür. Ancak bireysel veya toplu iş sözleşmesinde hafta tatiline eklenen bu cumartesi gününün yıllık izin hesabında iş günü olarak sayılacağı veya izin süresinden düşülmeyeceği şeklinde açık bir kural mevcutsa, bu hüküm geçerli sayılmalı ve İş Kanunu’nun 56/5. maddesi gereği sadece yıllık izne rastlayan pazar günleri izin süresinden düşülmelidir.”

Sonuç olarak, Yargıtay’ın ilke kararına göre, 4857 sayılı Kanuna göre, hafta tatili 45 saatlik çalışmadan sonraki 24 saatlik zaman dilimidir. Bu nedenle kural olarak cumartesi günü iş günüdür. Akdi tatil günü olarak cumartesi günleri yıllık izin süresine eklenmez. Ancak, bireysel veya toplu iş sözleşmeleri ile cumartesi günü hafta tatili olarak belirlenmişse, İş Kanunu m.56/5 uyarınca, cumartesi günü yıllık izin süresinden sayılmaz. Bununla bir­likte, bireysel veya toplu iş sözleşmesinde hafta tatiline eklenen cumartesi gününün yıllık izin hesabında iş günü sayılacağı veya izin süresinden düşülmeyeceği şeklinde açık bir düzenleme yapılmışsa, bu hüküm geçerli sayılmalı ve İş Kanunu m.56/5 gereğince, sadece izne rastlayan pazar günleri izin süresinden düşülmelidir.

  • Rekabet Kurulu’nun Yerinde İnceleme Yetkisi

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“Kanun”)’un 20. maddesi çerçevesinde Rekabet Kurumu mal ve hizmet piyasalarının serbest ve sağlıklı bir rekabet ortamı içinde teşekkülünün ve gelişmesinin temini ile Kanun’un uygulanmasını gözetmek üzere kurulmuştur.

Kanun kapsamında rekabet ortamının korunması ve düzeninin sağlanması adına geniş yetkilerle donanmış olan Rekabet Kurumu’nun teşkilatı olan Rekabet Kurulu (“Kurul”)’nun yetkilerinden biri de Kanun’un 15. maddesi kapsamında düzenlenmiş olan “Yerinde İnceleme Yetkisi”dir. Mezkûr madde bağlamında Kurul, Kanun’un kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunma yetkisine sahiptir.

Yerince inceleme yetkisi çerçevesinde Kurul, piyasa aktörlerinin; defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopya ve fiziki örneklerini alabilir, teşebbüslerden yazılı ve sözlü açıklama talep edebilir ve teşebbüslerin her türlü malvarlığına ilişkin mahallinde yerinde inceleme yapabilir. Yukarıda ifade edilen yerinde inceleme; yalnızca Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından düzenlenen bir yetki belgesi aracılığıyla gerçekleştirilebilmekte ve incelemeye tabi tutulan ilgililer, Kanun uyarınca yerinde incelemenin Kurul uzmanları tarafından gerçekleştirilmesini sağlamak ve kolaylaştırmak ile istenen bilgi, belge, defter ve sair kayıtların suretlerini ibraz ile yükümlüdür.

Kurul yerinde inceleme yetkisi dahilinde, mahalde yapılan incelemeler sırasında; teşebbüslere ait sunucu, masaüstü/dizüstü bilgisayarlar, taşınabilir elektronik cihazlar, CD, DVD, USB, hard diskler, bulut servisleri gibi bilişim sistemleri araçlarında inceleme yapmaya yetkilidir.

İnceleme sırasında Kurul tarafından kullanılan sistem ve araçlar ile teşebbüslerin verilerini kontrol ederek anahtar kelimeler yazılmak suretiyle dijital verilerde aramalar yapabilir. Bu şekilde Kurul sistemleri aracılığıyla verileri kopyalayabilir veya silinen verileri geri getirerek bunlara erişim sağlayabilir.

Tümüyle şahsi kullanıma özgülendiği tespit edilen taşınabilir iletişim cihazları dışında, cep telefonu ve tablet gibi taşınabilir iletişim cihazları üzerinde hızlı gözden geçirme yöntemiyle teşebbüse ait veri kontrolü yapabilir.

Kurul inceleme akabinde kopyaladığı verilerin bir nüshasını teşebbüs yetkilisine teslim eder.

Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hâkimi kararı ile yerinde inceleme yapılabilir.

Kanun’un 16. maddesi uyarınca Kurul; yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması halinde, incelemeye tabi tutulan teşebbüse; ilgili teşebbüsün gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idari para cezası tesis edebilir. Öte yandan Kanun’un 17. maddesi uyarınca; 16. maddede belirtilen cezaların yanı sıra, yerinde incelemenin engellendiği ya da zorlaştırıldığı her gün için, ilgili teşebbüsün karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin onbinde beşi oranında idari para cezası tesis edebilir.

Araç çubuğuna atla