ARALIK AYI ÖNEMLİ HUKUKİ GELİŞMELER

  • Kira artış oranı %35,91(tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
  • 7566 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 19/12/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunda, yürürlük bakımından yayımı tarihinde yürürlüğe giren hükümler yanında farklı yürürlük tarihleri öngören hükümler de bulunmaktadır. Kanun ile,

– Gelir Vergisi Kanunu bakımından gider indirimi rejiminde konutlara ilişkin ayrı bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu kapsamda, gider indirimi hükmünde yer alan “kiraya verilen mal ve haklar” ibaresi “konutlar hariç olmak üzere kiraya verilen mal ve haklar” şeklinde değiştirilmiş; böylece gider indirimi bakımından “konutlar” açık biçimde hüküm dışı bırakılarak konut dışındaki mal ve haklar için uygulama alanı tanımlanmıştır. Ayrıca mükerrer 120. maddede “ilk dokuz ayı için belirlenen” ibaresinin çıkarılmasıyla, madde metnindeki dönemsel ifade kaldırılmıştır. Geçici 67. madde yönünden ise, metindeki “katılma belgeleri” ibareleri “katılma payları” olarak, “İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında” ibaresi “Borsa İstanbul’da” olarak güncellenmiş; ayrıca portföyü belirli oranda Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluşan yatırım fonlarına ilişkin hükme, yalnız nitelikli yatırımcılara satılan, TEFAS’ta işlem görmeyen ve portföy sınırlamasına tabi olmayan fonların hariç tutulacağına dair istisna eklenmiştir. Böylece, ilgili düzenlemede hem kavram birliği sağlanmış hem de belirli nitelikteki fonlar bakımından hariç tutma kuralı getirilmiştir.

– Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu ile Harçlar Kanunu yönünden, bazı istisna/uygulama hükümlerinde kapsam genişletilerek “yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları” ilgili hükümlere eklenmiştir. Bu değişikliklerin sonucu olarak, ilgili kanun maddelerinde belediyeler ve il özel idareleri yanında yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları da açıkça sayılmıştır.

– Harçlar Kanunu bakımından, tapu ve tescil işlemlerine ilişkin yaptırım/ceza rejiminde oran ifadesi değiştirilmiştir. Buna göre, 63. maddede yer alan “%25 nispetinde” ibaresi “bir kat” olarak değiştirilmiş; böylece aynı maddede ceza ölçütü “yüzde” ifadesi yerine “kat” esasına bağlanmıştır. Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı Tarife ile, Karayolları Trafik Kanunu kapsamındaki araçların ilk tescil işlemleri ile tescilli araçların satış ve devirlerinde, satış/devir bedeli üzerinden binde 2 oranında ve 1.000 TL’den az olmamak üzere harç düzenlenmiş; ayrıca ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunanlara yapılan satış ve devirlerde bu harcın alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Harçlar Kanununa bağlı (4) sayılı Tarife yönünden tapu işlemlerinde matrah ifadesi yeniden kurulmuştur: “beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri” ibaresi, “emlak vergisi değerinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli” şeklinde değiştirilerek asgari eşik ile beyan edilen bedel arasındaki ifade sırası ve vurgu değiştirilmiştir. Harçlar Kanununa bağlı (8) sayılı Tarife ile ise; ticaret yetki belgeleri, meslek ruhsatnameleri ve belirli faaliyet izinleri bakımından yıllık harçlar yeniden düzenlenmiş veya ilk kez ihdas edilmiştir. Sonuç olarak; kuyum, ikinci el araç ve taşınmaz ticareti yetki belgeleri için belirlenen tutarlar yanında, özel sağlık kuruluşları ile ağız ve diş sağlığı kuruluşları için yıllık harçlar yeniden belirlenmiş; veteriner muayenehane/poliklinik ve hayvan hastanesi için yıllık ruhsat harcı getirilmiş; kıymetli maden rafinerileri ve aracı kurum/kuruluşlar için kuruluş/faaliyet izin belgeleri harçları yeniden düzenlenmiş ve tarifeye havayolu ile genel havacılık işletme ruhsatlarına ilişkin yeni yıllık harç kalemi eklenmiştir. Ayrıca, büyükşehir belediyesi olan illerde (nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç) sayılan bazı harçların bir kat artırımlı uygulanacağı kuralı getirilmiştir.

– Emlak Vergisi Kanunu yönünden, 2026 yılı için bina ve arazi vergi değerlerine üst sınır getirilmiştir. Geçici 23. maddenin yeniden düzenlenmesi sonucunda, 2026 yılı için hesaplanan bina ve arazi vergi değerlerinin 2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlasını geçemeyeceği hüküm altına alınmış; ayrıca 2027–2029 yıllarında matrah ve birim değerlerin bu geçiş kuralı üzerinden hesaplanacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte, emlak vergi değeri veya asgari ölçüde birim değer esas alınarak uygulanan vergi, harç ve diğer mali yükümlülükler bakımından da, bu madde hükümlerine göre belirlenen değerlerin dikkate alınacağı hükme bağlanmış; uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığına verilmiştir. Ayrıca Kanunun 11. maddesiyle, Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesinde “yeniden değerleme oranının yarısı” ölçütü “yeniden değerleme oranı” olarak değiştirilmiş ve beşinci fıkradaki “veya yeniden değerleme oranına kadar artırmaya” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır; bu değişikliklerin sonucu, ilgili fıkralarda oran ölçütünün yeniden değerleme oranına bağlanması ve artırma ibaresinin kaldırılması olmuştur.

– Yükseköğretim Kanunu bakımından, ek 9. maddeye eklenen cümle ile hazırlık ve/veya birinci sınıfa yerleştirme yılı dışındaki öğrenim ücretlerinin belirlenmesinde, cari yıl haziran ayı yıllık ÜFE artışı ile cari yıl haziran ayı yıllık TÜFE artışı ortalamasının da dikkate alınarak YÖK’ün tespit edeceği esaslara göre belirleme yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Sonuç olarak, bu kapsamdaki öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin ölçüt ve yetki çerçevesi kanun metninde açıkça düzenlenmiştir.

– KDV Kanunu yönünden iki ayrı sonuç doğmuştur: (i) 17/4-(p) bendinde istisna kapsamındaki idareler arasına yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları eklenerek istisna kapsamı genişletilmiş; (ii) Kanuna eklenen geçici 46. madde ile 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali, 2027 UEFA Konferans Ligi Finali ve 2032 UEFA Avrupa Futbol Şampiyonası kapsamında, UEFA ve Türkiye’de işyeri/kanuni/iş merkezi bulunmayan katılımcı takım ve görevli tüzel kişilerle bağlantılı belirli teslim ve hizmetler için KDV istisnası getirilmiş; yüklenilen vergilerin indirim ve indirimle telafi edilemeyen kısmın nakden/mahsuben iade mekanizması düzenlenmiş ve uygulama usulü için Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilendirilmiştir.

– Ölçüler ve Ayar Kanunu bakımından, 1/1/2026 itibarıyla damga süresi geçmiş su sayaçları için 31/12/2028’e kadar muayene yaptırılması veya geçerli muayeneli sayaçla değiştirilmesi şartıyla; el koyma/kamuya geçirme kararı verilmemesi ve idari para cezası uygulanmaması, verilmiş cezaların tebliğ edilmemesi, tebliğ edilmiş olanların tahsilatından vazgeçilmesi ve açılmış davalarda “karar verilmesine yer olmadığı” kararı verilmesi gibi sonuçlar düzenlenmiş; buna karşılık yürürlükten önce tahsil edilmiş idari para cezalarının iade edilmeyeceği hükme bağlanmış ve 31/12/2028 tarihini bir yıla kadar uzatma yetkisi Bakanlığa verilmiştir.

– BES Kanunu yönünden, devlet katkısı oranına ilişkin Cumhurbaşkanı yetkisi “yüzde ellisine kadar artırma, sıfıra kadar indirme” şeklinde yeniden düzenlenmiş; böylece yetki sınırı ve kapsamı bu şekilde belirlenmiştir.

EMSAL YARGI KARARLARI

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2022/26464 E., 2022/11237 K. sayılı ve 2022/11237 tarihli kararı; Tamir süresince aracın kullanılmasından mahrum kalınması nedeni ile zararın oluştuğunun kabulünün gerekmesi…

“Dava, araçta çarpma sonucu meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Davacı, aracının serviste kaldığı süre zarfında kendisine herhangi bir araç temin edilmediğini, aracını kullanmaktan mahrum kaldığını belirtmiştir. Davacının tamir süresince aracın kullanılmasından mahrum kalması nedeni ile zararının oluştuğunun kabulü gerekir. Bunun için aracın ticari olması gerekmeyip sırf kullanımdan mahrum kalmak da giderilmesi gereken zararlar arasındadır. Dosyada bulunan hasar tamir belgelerine göre aracın ne kadar sürede tamir edileceğini belirlemek amacıyla bilirkişiden rapor alınarak, belirlenen süre içerisinde davacının araç mahrumiyeti nedeniyle zararına ilişkin delilleri sorulmalı, ne iş yaptığı belirlenmeli, evi ile işyeri arasındaki uzaklık dikkate alınmalı, aracı ile gidip gelmesi halinde yapacağı zorunlu giderler belirlenecek zararından indirilmelidir. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde ise Türk Borçlar Kanununun ilgili maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilerek anılan zarardan davalı sürücü F. T.’ın sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.”

BİLGİ NOTLARI

  • Performans Nedeniyle İş Sözleşmesi Feshedilirken Hangi Kriterler Dikkate Alınmalıdır?

Performans, herhangi bir görevin gereği olarak önceden belirlenen standartlara uygun davranışların gösterilmesi ve beklenen amaçlara yaklaşma derecesi olarak, performans değerlendirme ise çalışanın performansının izlendiği, değerlendirildiği, sonucun kaydedildiği ve çalışana bildirildiği bir süreç olarak tanımlanmaktadır.

İşverenler yönetim yetkisi kapsamında işyerinde verimliği artırmak için insan kaynaklarını daha etkin kullanma adına personel yönetim sistemi talimatı oluşturarak, çalışanların performansını planlamak, izlemek, yönlendirmek, ölçmek geliştirmek ve ödüllendirmek, için performans yönetim sistemi kurulmasını ve öngörülen performansı gösteremeyen çalışanları ile yollarını ayırmayı tercih etmektedirler. Bu nedenle uygulamada, iş sözleşmesinin feshinde sık başvurulan yollardan biri de işçinin performans düşüklüğü gerekçesi ile yapılan fesihlerdir. Çünkü mevzuatımızda işçinin bedensel ve zihinsel yetersizliği nedeniyle yapılan fesihler geçerli neden olarak kabul edilmektedir. İşçinin yeterliliği, işçinin kişiliği ile ilgili olan nedenleri oluşturur.

İşçinin yeterliliğinden kaynaklanan geçerli nedenler 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde belirtilenlerin dışında kalan ya da başka bir deyişle haklı neden ağırlığında olmayan ama iş sözleşmesinin devamını olanaksız kılan ve işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşte 4857 sayılı Kanunun 18 inci maddesindeki işçinin verimliliği ve yeterliliğinden kaynaklı performans düşüklüğüne dayanarak yapılan fesihler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Örneğin, ortalama olarak benzer işi görenlerden daha az verimli çalışma, gösterdiği niteliklerden beklenenden daha düşük performansa sahip olma, işe yoğunlaşmasının giderek azalması, işe yatkın olmama, öğrenme ve kendini yetiştirme yetersizliği, sık sık hastalanma, çalışamaz duruma getirmemekle birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını devamlı olarak etkileyen hastalık, uyum yeterliliğinin azlığı ve işyerinden kaynaklanan nedenlerle yapılacak fesihlerde emeklilik yaşına gelmiş olma gibi haller sayılmıştır.

Ancak bu haller yukarıda sayılan örneklerle elbette sınırlı değildir. Kanunun gerekçelerinde ifade olunan yetersizlikten kaynaklanan sebepler dışında, işçiyle yapılan iş sözleşmesi, işyeri personel yönetmeliği, kurumsal çalışma İlkeleri veya işyerine özgü performans değerlendirme kriterlerinde yer alan işçinin verimliği ile ilgili beklentilerin karşılanamaması halinde de geçerli sebeple fesih uygulanabilir.

Ancak, iş sözleşmesinin işçinin performansına dayalı olarak feshinin mümkün olabilmesi için, işçinin bu konuda savunması alınmalı, gerekiyorsa performansının izlenmesi için kendisine bir süre verilmelidir. Performansa dayalı fesihlerde, feshe temel oluşturan performans ölçümlerinin somut ve ölçülebilir verilere dayanması gerekir. Sübjektif değerlendirmelere dayalı performans ölçümleri, iş sözleşmesinin feshine temel oluşturamaz. İş sözleşmesinin objektif ölçümlerden uzak performans değerlendirmelerine dayalı olarak feshi, işçinin feshin geçersizliği ve işe iade talebi ile yargı yoluna başvurması ve mahkeme sonucunda işe iade kararı ile karşı karşıya kalınması sonucunu doğurur.

İşçinin performans ve verimlilik sonuçlarının geçerli bir nedene dayanak olabilmesi için, objektif ölçütlerin belirlenmesi zorunludur. Performans ve verimlilik standartları işyerine özgü olmalıdır. Objektiflik ölçütü o işyerinde aynı işi yapanların aynı kurallara bağlı olması şeklinde uygulanmalıdır. Performans ve verimlilik standartları gerçekçi ve makul olmalıdır. Performans ve verimlilik sonucuna dayalı geçerli bir nedenin varlığı için süreklilik gösteren düşük veya düşme eğilimli sonuçlar olmalıdır. Koşullara göre değişen, süreklilik göstermeyen sonuçlar geçerli neden için yeterli kabul edilmeyebilir. Ayrıca, performans ve verimliliğin yükseltilmesine dönük hedeflere ulaşılamaması tek başına geçerli neden olmamalıdır. İşçinin kapasitesi yüksek hedefler için yeterli ise, ancak işçi bu hedefler için gereken gayreti göstermiyorsa geçerli neden söz konusu olabilir.

Diğer taraftan, performans değerlendirilmesinde objektif olabilmek ve geçerli nedeni kabul edebilmek için, performans değerlendirme kriterleri önceden saptanmalı, işçiye tebliğ edilmeli, işin gerektirdiği bilgi, beceri, deneyim gibi yetkinlikler, işyerine uygun davranışlar ve çalışandan gerçekleştirmesi beklenen iş ve kişisel gelişim hedeflerinde bu kriterler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, çalışanın niteliği, davranışları ve sonuçta ulaştığı hedef önemli olmaktadır. Bu kriterler çalışanın görev tanımına, verimine, işverenin kurumsal ilkelerine, uyulması gereken işyeri kurallarına uygun olarak objektif ve somut olarak ortaya konmalı ve buna yönelik performans değerlendirme formları hazırlanmalıdır. İşyerine özgü çalışanların performansının değerlendirileceği, “Performans Değerlendirme Sistemi” geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Sonuç olarak, işçinin performans düşüklüğü gerekçesi ile iş sözleşmesini feshinin mümkün olabilmesi için, işçinin öncelikle savunması alınmalı ve gerekiyorsa performansın izlenmesi için kendisine bir süre verilmelidir. Performansa dayalı fesihlerde, feshe temel oluşturan performans ölçümlerinin somut, ölçülebilir ve verilere dayanması gerekir. İşçinin performans ve verimlilik sonuçlarının geçerli bir nedene dayanak olabilmesi için, objektif ölçütlerin belirlenmesi zorunludur. Performans ve verimlilik standartları işyerine özgü olmalıdır. Objektiflik ölçütü o işyerinde aynı işi yapanların aynı kurallara bağlı olması şeklinde uygulanmalıdır. Performans ve verimlilik standartları gerçekçi ve makul olmalıdır. Performans ve verimlilik sonucuna dayalı geçerli bir nedenin varlığı için süreklilik gösteren düşük veya düşme eğilimli sonuçlar olmalıdır.

Araç çubuğuna atla