- Kira artış oranı %32,82 (tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
- Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 02.04.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yönetmelik ile iş sağlığı ve güvenliği eğitimi, işe başlama eğitimi, temel eğitim süresi, uzaktan İSG eğitimi ve İSG eğitim belgelendirmesi alanlarında işverenlere daha açık yükümlülükler getiriyor. Yönetmelik; işe başlamadan önce yüz yüze eğitim, tehlike sınıfına göre asgari ders saatleri, sınav ve belgelendirme kuralları ile eski eğitimlerin geçerliliğine ilişkin geçiş hükümlerini ayrıntılı biçimde düzenliyor.
- 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 17/4/2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Kanun ile,
– Engelli vatandaşların ÖTV’siz araç alımında üst limit 2 milyon 873 bin 900 TL olarak güncellenmiştir.
– 6 Şubat deprem felaketinden etkilenen afetzedeler için borç ödeme kolaylığı getirildi. Deprem konutları için borçlanan hak sahipleri, borçlarını 31 Aralık 2026 tarihine kadar peşin ödemek isterlerse konut borçlarında yüzde 74, iş yeri borçlarında yüzde 48 oranında indirimden yararlanılacaktır.
– Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderlerinin vergiden düşülmesi artık mümkün olmayacaktır.
– Askeralma Kanunu’nda yapılan değişiklikle bedelli askerlik için belirlenen gösterge rakamı 240.000 TL’den 300.000 TL’ye çıkarılmıştır. – İşverence yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL’ye kadar olan kısmı prime esas kazanca tabi tutulmayacaktır.
EMSAL YARGI KARARLARI
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu – Kişisel Verileri Koruma Kurulu Tarafından Toplu Yapılarda Apartman/Site Sakinlerine Ait Borç Bilgilerinin Ortak Yerlere Asılması Hakkında 18/02/2026 tarihli ve 2026/348 sayılı İlke Kararı
Apartman/site yönetimlerinde aidat, avans, demirbaş gideri ve benzeri borçlara ilişkin olarak; ad, soyadı, daire numarası, borç miktarı, ödeme gecikme süresi, gecikilen dönem sayısı ile malik/kiracı bilgisi gibi kişisel veri niteliğindeki bilgilerin yer aldığı listelerin veya dokümanların asansör, bina girişi, bina koridoru gibi ortak alanlara asılması suretiyle yapılan duyuruların, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun olmadığı değerlendirilmiştir.Apartman ve site yönetimlerinde ortak giderlerin takibi ile kat maliklerinin bilgilendirilmesinin Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde belirli ölçüde mümkün bulunduğu, ancak bu bilgilendirmenin yapılmasında tercih edilen yöntemlerin kişisel verilerin korunmasına ilişkin genel ilkelere, özellikle de işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesine uygun olması gerektiği vurgulanmıştır.
Ortak alanlara asılan listelerin yalnızca kat maliklerinin değil; misafirler, kuryeler, kargo görevlileri ve bina ile ilgisi bulunmayan üçüncü kişiler tarafından da görülebilmesi nedeniyle, bu yöntemle yapılan paylaşımın muhatabı belirli olmayan bir kesime ifşa sonucunu doğurduğu; ad ve soyad bilgisi yer almasa dahi daire numarası ile ilişkilendirilen borç bilgilerinden kişilerin belirlenebilir hâle gelebildiği belirtilmiştir.
Söz konusu uygulamanın, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 12’nci maddesinde düzenlenen veri güvenliğine ilişkin teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği; kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesine ve yetkisiz üçüncü kişilerce erişilmesine yol açtığı ifade edilmiştir.
Apartman ve site sakinlerine yapılacak borç bilgilendirmelerinde kapalı e-posta grupları, kapalı mesajlaşma grupları veya yalnızca ilgililerin erişebileceği uygulamalar gibi üçüncü kişilerin erişimine kapalı yöntemlerin kullanılmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.
Ortak alanlara kişisel veri içeren liste ve duyuruların ivedilikle sonlandırılması, mevcut liste ve dokümanların ortak alanlardan kaldırılması ve bundan sonraki bilgilendirmelerin yalnızca ilgili kişilerin erişebileceği usullerle yapılması gerektiği karara bağlanmıştır.
Belirtilen hususların veri sorumluları bakımından alınması zorunlu teknik ve idari tedbirler kapsamında bulunduğu, bu esaslara aykırı hareket edildiğinin tespiti hâlinde ise ilgili veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 18’inci maddesi uyarınca işlem tesis edileceği hususunda kamuoyunun bilgilendirilmesine karar verilmiştir.
BİLGİ NOTLARI
- Ticari Satımda Teslimin İspatı ve İrsaliye
Faturanın Hukuki Niteliği
Ticari hayatta fatura, kural olarak bir borç doğurucu belge veya yapılan satışın içeriğini gösteren bir vesika niteliğindedir. TTK 21/2 maddesi uyarınca; bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde içeriğine itiraz etmezse, faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.
8 günlük sürede itiraz edilmemesi; fiyat, miktar ve malın cinsi gibi hususlarda mutabık kalındığına dair bir karine oluşturur. Faturaya itiraz edilmemiş olması, o faturada yazılı malların alıcıya fiziken teslim edildiği anlamına gelmez.
“Dolayısıyla faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda faturanın olağan içeriği dışında kalan konular bakımından 6102 sayılı Kanun’un 21/2 maddesinde öngörüldüğü şekilde ispat yükü yer değiştirmiş olmaz. Yani sözleşmeye aykırı şekilde düzenlenen faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmayacak ve faturadaki bedelin kesinleşmesine neden olmayacaktır.” Yargıtay, 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2950, K. 2024/1852, T. 30.05.2024
“takip konusu faturaların tek taraflı olarak sadece davacı tarafından düzenlendiği, düzenlenen faturaların sonuç belgesi olduğu, sürece dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, BS, BA formlarının bu satışı doğrulamadığı, bahse konu olan malların teslim edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.” Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6090, K. 2025/3953, T. 03.06.2025
“Fatura tek başına alacağın varlığına delil olmaz ve yine davalının da söz konusu faturaların altında yer alan teslim alan kısmında imzası bulunmamaktadır. Bu durumda dava konusu ürünlerin teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK 6. ve HMK. 190 ve 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Dosyaya ibraz edilen faturalar malın teslim edildiğini göstermez. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir. Dava dosyasında yer alan servis fişlerinden LED TV’ye ilişkin olan servis fişi incelendiğinde; davalının imzasının yer almadığı anlaşılmaktadır. Yine dava konusu yapılan buzdolabı, saç düzleştirici ve elektrik süpürgesi bakımından teslim belgesi ve birbirini doğrulan servis fişleri de bulunmamaktadır. Mahkemece, dava konusu yapılan ürünlerin davalıya tesliminin yasal delillerle ispatlanamadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/7253, K. 2021/12178, T. 29.11.2021
Fatura Üzerine Yazılan Kayıtların Geçerliliği
Satıcıların fatura üzerine tek taraflı olarak düştüğü “Mallar eksiksiz teslim edilmiştir” veya “Ödeme nakden alınmıştır” gibi ibareler, kural olarak tek taraflı beyan niteliğindedir. Alıcının veya yetkili temsilcisinin imzasıyla onaylanmamış bir not, alıcıyı bağlamaz. Bu tür kayıtlar bazen bir delil başlangıcı teşkil etse de, karşı tarafın teslim almadığına dair savunması için tek başına kesin delil vasfı taşımaz.
Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise faturaya yazılan vade farkıdır. Faturaya vade farkı uygulanacağına ilişkin bir ibare konulması mümkündür. Ancak karşı taraf buna uymaz ise, faturayı süresinde kabul etmiş olsa bile, vade farkı yazısında yazılı faiz oranını kabul ettiği anlamına gelmez. Vade farkının alınması sözleşme ile mümkündür.
Sevk İrsaliyesi
Ticari uyuşmazlıklarda mahkemelerin teslim olgusuna dair aradığı asıl belge, usulüne uygun düzenlenmiş ve teslim alanın imzası bulunan sevk irsaliyesidir. İrsaliye üzerindeki imzanın alıcıya veya onun sigortalı çalışanına ait olması gerekir. İmza inkar edilirse, HMK madde 208 uyarınca imza incelemesi yoluna gidilir.
Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 230/5 uyarınca malın taşınması sırasında sevk irsaliyesi düzenlenmesi zorunludur. Bu belge, malın fiilen teslim edildiğini ispatlayan en güçlü araçtır. İrsaliye dışındaki kargo teslim fişleri veya ambar tesellüm fişleri de teslimatı ispatlamak için kullanılan yardımcı belgelerdir; ancak alıcı ile illiyet bağının kurulması şarttır. “İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; faturanın bir sözleşme ilişkisini veya malın teslim edildiğini tek başına ispata yeterli bir araç olmadığı, ancak davacının dayandığı mal satımını içeren faturaların irsaliyeli fatura olduğu, davalının eşi ve eşinin kardeşi olan tanıklar … ve … tarafından malın davalı adına teslim alındığı, davalı adına çalıştıkları ve faturadaki imzaların kendilerine ait olduğu, bu durumda davacı malın teslim edildiğine dair iddiasını ispatlamış olduğu, davalının fatura bedellerinin karşılığını ödediğini ayrıca ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 174.243,52 TL alacağın 15.04.2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.” Yargıtay, 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1480, K. 2023/3493, T. 04.12.2023
İspat Yükünün Dağılımı ve Usul Kuralları
Ticari davalarda genel kural, “Müddei, iddiasını ispatla yükümlüdür” ilkesidir. Davacı (Satıcı), bir malı sattığını ve teslim ettiğini iddia ediyorsa, teslimatın yapıldığını ispatlamak zorundadır. Alıcı “Fatura geldi ama mallar gelmedi” şeklinde bir savunma yaparsa, satıcının imzalı bir teslim belgesi sunması kaçınılmaz hale gelir. Taraflar arasında bir “teslimat protokolü” yoksa ve irsaliyeler imzasızsa, satıcı teslimatı tanıkla ispatlayamaz; zira HMK uyarınca senetle ispat sınırı söz konusudur.
“Bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Dava konusu olan faturalardaki malları teslim ettiğini iddia eden davacı tarafın, dava konusunun değerine göre teslimi yazılı belgeyle ispatlaması gerekmektedir.” Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/16, K. 2021/1425, T. 02.12.2021
Ticari Defterlerin İspat Gücü (HMK 222)
Faturanın tek başına teslimi ispatlamadığı kuralının en önemli istisnası ticari defter kayıtlarıdır. HMK madde 222 uyarınca, eğer alıcı faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmiş ve KDV indiriminden yararlanmışsa, bu durum malın teslim alındığına dair çok güçlü bir karine oluşturur. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek, malı teslim almadığını ispat etme yükü alıcıya geçer.
Güncel Yargıtay içtihatları faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesini ve özellikle Vergi Dairesine BA formu ile bildirilmesini, teslim olgusunun gerçekleştiğine dair güçlü bir karine olarak kabul etmektedir. Bu durumda, imzasız irsaliye tartışmaları geride kalmakta ve ispat yükü yer değiştirerek, malların teslim alınmadığını veya bedelinin ödendiğini ispat külfeti alıcıya geçmektedir. “Dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturalar davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalının bu faturalara dayalı olarak KDV indiriminden de yararlandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece bu yön bakımından delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Yargıtay, 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/14027, K. 2016/3633, T. 02.03.2016
