- Kira artış oranı %32,43(tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
- 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 01.05.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Kanun ile,
-Çalışan annelerin doğum izin süresi 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmıştır
-Darülaceze kurumuna vergi muafiyeti tanınırken, yurt dışında da hizmet vermesi ve aşevi işletmesi kararlaştırılmıştır.
-İnternet ortamındaki oyun platformlarına yaş derecelendirmesi, temsilci belirleme zorunluluğu ve ebeveyn kontrolü gibi yeni kurallar getirilmiştir.
-Cinsel saldırı ve kasten öldürme gibi suçlardan hüküm giyenlerin çocukların bulunduğu işletmelerde çalışması yasaklanmıştır.
– Çocuk koruma sisteminde yeni kurumsal yapılar tanımlanmıştır.
– Koruma altındaki çocuklara yönelik istihdam sistemi köklü biçimde değiştirilmiştir.
- Sağlık Raporları Yönetmeliği (Karar Sayısı: 11361) 19.05.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.
- Lisans, evlilik vb. durumlarda alınacak sağlık raporlarında başvuru e-Nabız üzerinden yapılacaktır.
- Lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için e-Nabız üzerinden sağlık durum belgesi alınabilecektir.
- 50’den az çalışanı olan az tehlikeli sınıftaki işyerleri için işe giriş raporlarının tüm kamu hekimlerince düzenlenebilmesi sağlanacak.
- 7579 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 22/5/2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.Kanun ile,
– Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarının hazırladığı konut finansmanı ve sermaye piyasası değerleme raporları, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’ne elektronik ortamda ve ücretsiz şekilde gönderilecektir.
– Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın 31 Aralık 2027 tarihine kadar gerçekleştireceği sosyal konut projeleri ve bu projelerle birlikte yapılan yapım işlerine ilişkin ihale kararları ile sözleşmeler damga vergisinden muaf tutulacaktır.
– Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle işletme projelerinin kat malikleri kurulunda onaylanması zorunlu hale getirildi. Yönetim planı değişikliklerinde ise daha önce aranan “beşte dört çoğunluk” şartı “üçte iki çoğunluk” olarak değiştirilmiştir.
– İnşaatı etaplar halinde sürdüren yapı kooperatifleri, tüm projeler tamamlanmadan ortaklarına tahsis edilen konut ve iş yerlerinin tapu devrini gerçekleştiremeyecektir.
– Çevre Kanunu’nda yapılan değişiklikle çevre danışmanlık firmalarına yeni sorumluluklar getirildi. Çevre mevzuatına aykırılıkları Bakanlığa bildirmeyen firmalara 75 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.
– Çevre yönetimi hizmeti veren kuruluşlara ceza puanı sistemi getirilecek. Belirlenen puan sınırlarının aşılması halinde yeterlik belgeleri askıya alınabilecek veya iptal edilebilecektir.
– İmar Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle şantiye şeflerine günlük işlerin ve çalışan ustaların kayıtlarını tutma zorunluluğu getirilmiştir.
– Kullanımda olan binalar için belirli aralıklarla yangın güvenliği kontrolleri yapılacak. Eksikliklerin verilen süre içinde giderilmemesi halinde yaptırımlar uygulanabilecektir.
– Ruhsatsız yapılarda kullanılmak üzere hazır beton arz eden kişilere 500 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.
EMSAL YARGI KARARLARI
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9390 E., 2026/1065 K. Sayılı ve 10.02.2026 tarihli karar – İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Geçerli Olup Olmaması
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 04.09.2024 tarihli ve 2024/485548 ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığına ilişkindir.
Davacıya ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağında ödeneceği belirtilen tutarın 6 yıl 3 aydan fazla kıdem süresi bulunan davacı bakımından oldukça orantısız bir ödeme olduğu, işveren karşısında zayıf konumda olan işçi açısından anlaşma tutanağının aşırı yararlanma niteliğinde olduğu; ayrıca arabuluculuğa ilişkin tüm işlemlerin fesih tarihi ile aynı gün içerisinde gerçekleşmiş olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, bu hâliyle davacı yanın arabuluculuk sürecinin başlamasında, arabulucunun seçiminde ve görüşme yeri konusunda herhangi bir iradesinin bulunmadığı, fesihle birlikte arabuluculuk görüşmelerine arabulucunun davetiyle değil davalı işverenin dayatmasıyla katıldığının kabul edilmesi gerektiği, davacı tanığı L.B’nin beyanlarından anlaşılacağı üzere davalı Şirketin işten çıkaracağı işçilerle arabuluculuk görüşmelerinde hep aynı arabulucunun görev yaptığı, davacının işten çıkış tarihi, arabuluculuk sürecinin başladığı ve bittiği tarihlerin aynı gün olması karşısında, davacıya yeterince düşünebilmesi ve karar alabilmesi için imkânın sağlanmadığı, davacının arabuluculuk görüşmelerinin temelini oluşturan müzakere aşamasının somut olayda gerçek anlamda uygulanmadığı, bu durumda arabulucu tarafından arabuluculuk süreci ve sonuçları ile ilgili aydınlatma görevinin yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği, arabuluculukta temel amacın mevcut bir uyuşmazlığın müzakere edilerek çözülmesi olduğu, arabuluculuğun bu amaç dışına çıkılarak özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, somut olayda, anlaşma tutanağı konusu alacak kalemlerinin işçi ve işveren arasında daha öncesinde müzakere edildiğinin de ispatlanamadığı, davalı işverence fesih işlemi ve buna ilişkin ödemelerin arabulucu aracılığıyla gerçekleştirildiği, bu hâliyle ihtiyari arabuluculuk sürecinin usul ve kanuna uygun yürütülmediği, İlk Derece Mahkemesince tutanağın geçersiz olduğu yönünde davanın kabulüne ilişkin kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
BİLGİ NOTLARI
- Kambiyo Senedinin Zayi Olması
Kambiyo senetleri, “kıymetli evrak” niteliği gereği hakkın senede sıkı sıkıya bağlı olduğu belgelerdir. Dolayısıyla senedin rıza dışı elden çıkması (çalınması, kaybolması) veya yanma, su baskını gibi nedenlerle zayi olması, alacaklı açısından hakkın donması veya kaybı riskini doğurur.
Senedin zayi olması durumunda hak sahibinin mağduriyetini gidermek amacıyla Türk Ticaret Kanunu’nda “Zayi Nedeniyle İptal Davası” kurumu düzenlenmiştir. Bu süreçte izlenmesi gereken hukuki prosedür ve dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
Ödeme Yasağı Kararı: Senet elinden çıkan hamil, senedin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesi ve borçlu tarafından bunlara ödeme yapılması riskine karşı ivedilikle mahkemeye başvurmalıdır. Bu başvuruda, mahkemeden borçluya (bonoda düzenleyene, çekte muhatap bankaya) hitaben senedin ödenmemesi yönünde bir ihtiyati tedbir kararı (ödeme yasağı) verilmesi talep edilir.
İptal Davası ve İlan Süreci: Senedin iptali için görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açılmalıdır. Mahkeme, senedin zayi olduğuna dair kuvvetli delillerin sunulması halinde, senedi elinde bulunduran varsa getirmesi için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde belirli aralıklarla (genellikle üç kez) ilan yapar.
Bekleme Süreleri: Kanunda öngörülen bekleme süresi içinde (çeklerde ibraz süresinin geçmesinden itibaren en az üç ay, bonolarda ilk ilan tarihinden itibaren en az 6 ay) senet mahkemeye sunulmazsa, senedin iptaline karar verilir. Bu sürelerin takibi, hakkın düşmemesi adına kritiktir.
İptal Kararının Hükmü: Mahkemeden alınan iptal kararı, zayi olan senedin yerine geçer. Alacaklı, bu karar ilamı ile borçludan ödeme talep edebilir veya gerekirse icra takibi başlatabilir. İptal kararı, senedin mülkiyetini değil, sadece o senetten doğan hakkın kullanılabilmesini sağlayan bir teşhis belgesi niteliğindedir.
İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Durumu: Senedi zayi eden hamil, iptal davası açmış olsa dahi, eğer senet tedavüle çıkmış ve iyiniyetli bir üçüncü kişi tarafından usulüne uygun ciro silsilesiyle iktisap edilmişse, bu kişinin hakkı korunabilir. Bu sebeple senedin kaybedildiği anlaşıldığı an, zaman kaybetmeksizin hukuki yollara başvurulması “tedavül güvenliği” karşısında alacaklının tek korumasıdır.”Senedin ziyaının söz konusu olduğu bütün hâllerde, senedi iyiniyetle devralan üçüncü şahısların haklarına iptal kararının hiç bir etkisi olmaz. Senedi iyiniyetle iktisap etmiş bulunan şahsın durumu, iptal kararıyla değişmez. Başka bir deyişle, iyiniyetin korunması esası iptal kararıyla sınırlandırılmamıştır. İptal davası davacının talebi doğrultusunda sonuçlandıktan sonra, bu davadan haberi olmadığı için, senedi iyiniyetle iktisap etmiş olsa bile, hamil, borçluya karşı hak sahibi olarak teşhis edilebilme pozisyonunu kaybetmektedir; çünkü iptal edilen kıymetli evrak, artık kıymetli evrak değildir. Buna karşılık, dava sonuçlanmadan önce senet iyiniyetle devralınmışsa, artık bundan sonra, iptal kararının iyiniyetli müktesebin iktisabına aleyhte bir etkisi olmaz. Davacı, elindeki kararı, iyiniyetli hamile vermek zorundadır; bu karara dayanarak, senet bedelini borçludan tahsil etmiş bulunduğu takdirde ise, bu meblağın devri gerekir. Bu gibi hâllerde, iyiniyetli üçüncü şahsın senedin kendisine verilmesi veya sebepsiz zenginleşme iddiasıyla, iptal kararı hamiline yönelmek hakkı vardır. Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1636, K. 2019/319, T. 19.03.2019
“TTK’nın 759. maddesi gereğince, iptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zayi olduğunu inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak, çekin bir suretini ibraz etmek yahut da çekin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. Burada, iptal talebinde bulunan şahsın ispat etmesi gereken husus zilyedi bulunduğu çekin rizası hilafına elinden çıkmasıdır. Ancak, iptal davasında kesin ispat aranmayıp çekin kaybolduğunun “kuvvetle muhtemel” olduğunu göstermesi yeterlidir (TTK. m. 760). Hasımsız olarak açılan çek iptali davaları neticesinde elde edilecek iptal kararları kesin hüküm oluşturmaz.” Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/732, K. 2025/738, T. 28.04.2025
“Somut olayda, davanın reddine neden olan tüm bu hususlar, gelişen durumlara karşılık açılabilecek davalarda tartışılacaktır. İlk derece mahkemesince; verilen süreye rağmen davacının bono görüntüsüne dair herhangi bir belge sunmadığı, davacının yetkili hamil olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamadığından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; somut uyuşmazlık yönünden mevcut delillerin yeterli sayılarak, yasal ilanlar yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davanın reddine ilişkin kararın hükmün kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.” İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/769, K. 2024/700, T. 09.05.2024
