Kira artış oranı %31,90 (tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
EMSAL YARGI KARARLARI
Danıştay 8. Dairesi 2025/6734 E., 2026/675 K. Sayılı ve 10.02.2026 tarihli kararı- Trafik Cezasına İtiraz Eden Kişiye, Mahkeme Kararı Kesinleşmeden Ödeme Emri Gönderilemez
1) 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına karşı onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması üzerine itirazın son günü idari para cezası kesinleşir, İdari yaptırım olan söz konusu idari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yolları tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.
2) Tahsil dairesi tarafından, öncelikle tahsile konu kesinleşmiş kamu alacağının kaynaklandığı kanunda ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği incelenir, Ödeme zamanı belirlenmemiş kamu alacakları için, bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihi belirlenir. Kamu alacağının bu şekilde belirlenen vadede ödenmemesi halinde, ancak 6183 sayılı Kanun’a göre tahsil aşamasına geçilebilir.
3)Ödeme emri aşamasına, İdari para cezası kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı olacaktır.Uyuşmazlıkta, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği nedeniyle adına İdari para cezası verildiği ve cezaya karşı sulh ceza mahkemesinde itirazda bulunulmakla birlikte para cezasının tahsili amacıyla İdari yaptırım tutanağının vergi dairesine gönderildiği, tahsil dairesince, söz konusu cezanın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden, bu cezanın kaynaklandığı kanunda ödeme zamanı belirli olmadığı için 6183 sayılı Kanun’a göre ödeme gününü belirleyen tahakkuk işleminin tesis edilip kesinleşmeyen bu kamu alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; idare mahkemesince davacı hakkında; idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata uygun okluğu sulh ceza mahkemesince belirlendiğinden, vadesinde ödenmeyen amme alacağı niteliği kazanan bu cezanın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ödeme emrinin düzenlendiği 21/01/2025 tarihinde henüz idari para cezasının kesinleşmediği, idari para cezasının ödeme emrinin düzenlendiği tarihten sonra Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarihinde verdiği karar ile kesinleştiğinin anlaşılması karşısında henüz kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmamaktadır.
BİLGİ NOTLARI
- Yasal Faizde Yeni Düzenleme
Kanuni faiz, tarafların sözleşmeyle bir faiz oranı kararlaştırmadığı durumlarda borç ilişkisine kanun gereği uygulanan faizi ifade eder. Para borcunun ifasında temerrüde düşülmesi durumunda alacaklı, zarar ispatına gerek olmaksızın, kanuni faiz isteyebilir. Anayasa Mahkemesi, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kanuni faiz oranının gerçek zararı telafi edememesi sebebiyle, bu düzenlemenin, Anayasanın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 40 ıncı maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturduğuna hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi, kanuni faizin, paranın zaman içindeki değer kaybını telafi etmesi gerektiğini, aksi durumda alacaklının uğradığı ekonomik kayıptan kurtulamayacağını, enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde kanuni faizin buna yetişmediğinin açık olduğunu, bu durumun bireyin malvarlığının korunması güvencesiyle bağdaşmayacağını vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesi söz konusu maddede, borcun geç ödenmesi nedeniyle belli bir oranda faiz ödenmesi öngörülmekle birlikte paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi eden mekanizmaların öngörülmemesini ve hukuk sisteminde alacağın değer kaybının önlenmesi için etkili bir hukuk yolunun bulunmamasını mülkiyet hakkına aykırı bulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin bahse konu kararı neticesinde, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. Bu değişiklikle birlikte, sabit yasal faiz sistemi sona ermiş ve Merkez Bankası verilerine endeksli değişken bir faiz uygulamasına geçilmiştir.
Yeni 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre sözleşmede başka bir faiz oranı belirlenmemişse, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemleri için uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni esas alınır. Bununla birlikte, 30 Haziran tarihindeki reeskont oranı, önceki 31 Aralık oranından en az beş puan farklıysa yasal faiz oranı olarak, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihli oranın yüzde sekseni uygulanacaktır.
Adalet Bakanlığının 12. Yargı Paketi açıklamasında, 2026 yılı bakımından esas alınan oranın %39,75, uygulanacak kanuni faizin ise bunun yüzde sekseni olan yıllık %31,80 olduğu belirtilmiştir.
Kanunda yapılan değişiklikten önce doğmuş bir alacağın faiz hesabı, kural olarak dönemlere ayrılarak yapılmalıdır:
30 Temmuz 2026’ya kadar işleyen bölüm için eski oran, (%24)
31 Temmuz 2026 ve sonrası için yeni oran (%31,80) esas alınır.
