EYLÜL AYI ÖNEMLİ HUKUKİ GELİŞMELER

  • Kira artış oranı %31,79 (tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalaması) olmuştur.
  • Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakası düzenlemesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Karar 30.09.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. AYM bu kararla süresiz nafakaya ilişkin düzenlemeyi iptal etmiş olup, hükmün yürürlüğünü dokuz ay erteledi. Buna göre iptal, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek.

EMSAL YARGI KARARLARI

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/15256 E., 2015/601 K. Sayılı ve 19.01.2015 tarihli kararı- Ç.ek iptali davasında taraf olma durumu…

Davacı vekili, müvekkilinin yetkili hamili olduğu Türk Ekonomi Bankası Sarayönü Şubesine ait muhtelif tarihli ve meblağlı 10 adet çekin müvekkili elinde iken kaybolduğunu, tüm aramalarına rağmen davacının çekleri bulamadığını ileri sürerek, dava konusu çeklerin zayi nedeniyle iptallerini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çeklerin hamilin iradesi dışında elinden çıkıp, başkaları tarafından hak iddia edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile talebe konu çeklerin zayi nedeniyle iptallerine karar verilmiştir.

Kararı, dava dışı üçüncü şahıs (keşideci) temyiz etmiştir.

Dava, çek iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davaya konu çekin yetkili hamili olan müvekkili tarafından zayi edildiğini ileri sürerek, çekin iptalini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, açıklanan gerekçe ile talebe konu çeklerin zayi nedeniyle iptaline karar verilmiştir.Çek iptali davaları, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardan olup, yapılan yargılama sırasında çek hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı çek istirdadı davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına açılmaması halinde ise çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır. Hasımsız olarak açılan davalarda, üçüncü kişilerin davaya müdahaleleri halinde davanın çekişmeli duruma gelmesi mümkün ve gerekliyse de, çek iptali davalarında yukarıda açıklanan prosedür gereğince, hasımsız şekilde açılan davaya üçüncü kişilerin asli ya da fer’i müdahale imkanı yoktur. Yapılan genel nitelikteki bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, mahkemece görülüp, sonuçlandırılan davada verilen hükmün, çek keşidecisi sıfatı ile üçüncü kişi tarafından temyiz edildiği, bu hali ile değinilen ilkeler ışığında, mümeyyiz çek keşidecisinin davada taraf sıfatının bulunmadığı ve esasen eldeki davanın tarafı olma imkanının da bulunmadığı anlaşılmakla, mümeyyiz çek keşidecisi A… Ç… Otomotiv A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

BİLGİ NOTLARI

  • Disiplinsizlik Nedeniyle Kınama Cezası Verilen İşçi, Aynı Eylem Nedeniyle Haklı Nedenle İşten Çıkarılabilir mi?

İş hukukunda işverenlere belirli koşulların varlığı halinde, işçilere disiplin cezası verme yetkisi tanınmıştır. İşverenbİş Kanunu m.18/I ya da m.25/II’de sayılan fesih nedenleri ortaya çıktığında, işveren iş sözleşmesini süreli veya derhal fesih hakkını bir hukuki yaptırım olarak kullanabileceği gibi yasadan doğan bir disiplin cezası olarak da uygulayabilir. Başka bir deyişle işçinin haklı nedenle feshi yerine ona aylıktan kesme cezası vererek cezalandırabilir. Ancak işveren işçinin hukuka aykırı davranışı sonucunda uyguladığı disiplin cezasının akabinde aynı eylem için işten çıkarma cezası veremez. Çünkü bu durum aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceği ilkesine aykırılık oluşturur.

Nitekim Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin bir kararında, “Davacı ile iş arkadaşının tartıştığı ve sonrasında arkadaşının davacının üzerine yürüyerek boğazını sıktığı, davacının da elindeki bir aleti ona doğru fırlattığı ve birbirlerine girdikleri, diğer işçilerin davacı ile karşı tarafı ayırdığı, bir süre sonra davacının elinde falçata ile karşı tarafın olduğu bölüme doğru koşmaya başladığı ve yine diğer işçilerin davacıya engel olduğu, olay sonrası hem davacı hem de arkadaşına kınama cezası verildiği, sonrasında davacı için fesih ihbarı düzenlenerek davacının iş akdinin olay gerekçe yapılarak haklı nedenle feshedildiği anlaşılmaktadır. Böylece iş arkadaşı ile yaşadığı tartışma ve kavga olayı nedeniyle önce kınama cezası ile cezalandırılan davacının iş akdi sonrasında aynı nedenle feshedilmiştir. Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekmektedir” denilmektedir. (Y9.HD.20.01.2020 T., E.2016/12229, K.2020/610).

Aynı olay nedeniyle iki defa ceza verilemez ilkesini disiplin hukukunda da geçerlidir. Bu kapsamda işçinin davranışlarından kaynaklanan olay nedeniyle fesih dışında bir disiplin cezası uygulandığı (örneğin uyarı veya yevmiye kesme cezası) takdirde, aynı davranışın devam ettiğinin kanıtlanmadığı sürece iş sözleşmesinin aynı olay nedeniyle feshi halinde bir eyleme ancak bir ceza uygulanacağından yapılan fesih haksız fesih sayılır ve işveren bunun sonuçlarıyla bağlı olur. Konuyla ilgili Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 20.01.2020 tarihli kararına göre de, “Aynı eyleme iki ayrı ceza verilemeyeceğinden davacının iş akdinin feshi haksız olup, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekmektedir”. Sonuç itibariyle işçiye aynı eylem nedeniyle iki ayrı ceza uygulanamaz. Başka bir anlatımla aynı olay nedeniyle önce kınama cezası arkasından haklı fesih yapılamaz. Aksi halde yapılan fesih haksız fesih sayılır ve işveren bunun hukuki sonuçlarıyla bağlı olur.

Araç çubuğuna atla